21 Ağustos 2009 Cuma

Teknik arıza...


Bloga teknik nedenlerden dolayı 4 aydır ara vermiştim arayı kapatmaya çalışıcam artık...

Inglourious Basterds





Filmin orjinali bu ,1978 yapımı ve İtalyan sinemasına ait. Tarantino her zamanki gibi hikayeyi almış, biraz süslemiş,başrol oyuncusu olarak Brad Pitt'i koymuş,üzerinede hollywood efekti serpiştirince ortaya yeni hali çıkmış. Unuttum bir de a yerine e kullanıp basterds olarak değiştirmesi var. Yukarıda ki afişte "Tarantinos kommande storfilm" demesinin sebebi,Tarantino'nun en çok beğendiği top 20 filmi içinde olup piyasaya da bu şekilde lanse edilmesinden kaynaklanıyor. Yeni Inglorious Basterds tipik Tarantino formatında geçen ;yer yer güldüren, yer yer bitse de gitsek diye etrafınıza baktıran bir film. İmdb kapıyı 8.9 la açmıştı , biraz önce baktım 8.4'e gerilemiş,7.4 lere kadar düşer diye tahmin ediyorum. Filmden daha çok yeni bir aktörü izleme fırsatı yakaladığım için heyecanlandım.Ortadaki resimde gözüken adamdan bahsediyorum: Christoph Waltz. Bu adamı bundan sonra çok görücez gibi bir his var içimde. Siması çok tanıdık olmasına rağmen geçmişinde ki hiç bir filmi izlememisim,utandım,daha önce nasıl hollywood'a çekememişler aklım almadı. Filmin 2. dakikasında sazı eline alıp,sonuna kadar izlenemenize neden olan adam gerçekten. Bir yemek yeme sahnesi var akıllara ziyan..Filme sırf bu adamı izlemek için düşünmeden gitmenizi öneririm.Bu arada filme kanyon da gittim,iyice saçmalamaya başladılar,zaten 21:30 olan seans abuk subuk reklamlar yüzünden 21:50 de başlıyor, o da yetmedi filmin ikinci yarısı görevli arkadaşın eli artık neyle doluysa 4 dakika boyunca filmi yer yer kafalar yer yer de alt yazı olmadan ışıklar eşliğinde seyrettirdi bize.Tebrik ediyorum kendisini...

23 Nisan 2009 Perşembe

In Bruges..


Biraz yavas basliyor film,fakat sonradan gerekli hızı yakalıyor.Degişik bir mizah işlenmiş ve Collin Farrel olağanüstü oynuyor; dengesiz,agresif ve komik denilicek kadar saf bir karakter yaratmış.Mimikleri hiç durmuyor. Film, 2 tetikçinin görev sonrası Bruge de saklanmalarını dram ve komedi olarak anlatıyor. Ralp Fiennes de büyük patron rolünde çok başarılı bir performans sergiliyor. In Bruges , Pride and Glory den önce çekilmiş,Collin Farrel bu kadar kaliteli bir filmden sonra Pride and Glory gibi ucuz amerikan filmini nasıl kabul etmiş anlamadım. İmdb.com daki notu 8.1, hakkını vermişler yani.Bence kaçırmayın ve mutlaka izleyin

14 Mart 2009 Cumartesi

Güneşi Gördüm

Beyaz Melek filminden çok etkilenmiştim,Mahsun Kırmızıgül'e de hayran kalmıştım.Bu adam nasıl böyle bir filmi hem yazıp,hem yönetip hem de oynadı aklım almamıştı. İkinci filmine daha bir heyecanla gittim ve hiç hayal kırıklığına uğramadım. Güneşi Gördüm harika bir film. Senaryosu, oyunculuğu,mekanlar ve çekimler üst düzeyde.Bu ülkede 25 yıldır var olan ve 40 bine yakın insanın hayatına mal olan bir yara ilk defa bu kadar detaylı ve çarpıcı bir şekilde sinema ekranına yansıtılmış.Film sadece bu konu üstünde de durmuyor; insan kaçakçılığı,eğitimsizlik,sosyal devlet olma,toplum içindeki hoşgörü eksikliği ve yanlış devlet politikalarına da elinden geldiğince dem vuruyor.Filmi izlerken bugüne kadar ele alınmamış bir Türkiye izletiyor Mahsun.Mesajları da anlayana çok net bir şekilde ulaştırmış. İlk filmi olan Beyaz Melek ten sonra devlet huzur evlerinde ki sorunların farkına varmış ve tekrar elden geçirme kararı almıştı, Güneşi Gördüm bu defa  başka sorunlara yardımcı olabilir. Filmin amacı çok fazla soruna değinmek ve mesaj vermek olduğu için bir handikap yaratmış aynı zamanda.İşlenen sorunları tek tek ele almaya kalksanız belki 5 tane daha film çıkar, fakat Mahsun bunu 120 dakikaya sığdırmaya çalışmış, bu da biraz filimi kopuk hale getirmiş.Diğer aklıma takılan ise; sahne geçişlerini sürekli siyah ekranla yapmışlar,nedenini anlayamadım fakat insanı bir süre sonra yoruyor. Filmde "Cansu" ve "Kado" karakterlerini oynayan Cem Aksakal ve Cemal Toktaş travesti rolünde harika performans göstermişler.Mahsun Kırmızıgül bir nevi Charlie Chaplin'i oldu Türkiye'nin;hem yazıyor,hem yönetiyor, hem de oynuyor ve bu üçünü de çok başarılı bir şekilde yapıyor. Recep İvedik gibi bir film yerine bu film rekorlar kırarak izlense keşke demek geliyor içimden.Mutlaka gidin derim.

Bazı detaylar...


Güneşi Gördüm filminin, başarılı olma nedenleri arasında en fazla pay sahibi olan etken senaryosu gibi duruyor,fakat durum biraz daha farklı.Kısa kısa yazıyım dedim,anlayana....
 
-Film için Mahsun Kırmızıgül 60.000 km yol yapmış,çekimler; İstanbul,Kars,Danimarka,Yunanistan,Norveç,İsveç ve Bulgaristan da yapılmış. İlk defa bir Turk filmi bu kadar çok farklı mekanda çekilmiş.

-Filmin köy çekimlerinde gerçekten boşaltılmş bir köy kullanılmış.

-"Yol" ve "Sürü" filmlerinin de diyalog koçu;Ali Tutal oyunculara koçluk yapmış.

-Filmin sanat grubu çekimlerden 4 ay önce kostüm ve saç makyaj çalışmalarına başlamış

-Türkiye'de ikinci defa bir sinema filminin müzikleri dünyaca ünlü Prag Senfoni Orkestrası tarafından canlı olarak çalınmış.

-Filmin müzik mixlerini yapan Geoff Foster,aynı zamanda Batman Begins,Pirates of the Carribbean,Quantum of Solace,The Davinci Code ve Mission İmpossible ı da yapmıştı.

-Filmde kullanılan helikopterler Bulgaristan Ordusundan kiralanmış, toplam 6 helikopter kullanılmış.

-Filmde 33 ana oyuncu 52 yardımcı oyuncu, yerli ve yabancı toplam 2000 figüran kullanılmış

-Filmde gerçek 200 travesti rol almış

Bunları yazmamda ki sebep; Mahsun Kırmızıgül'ün film için ne kadar uğraştığını ve işini ne kadar ciddiye aldığını vurgulamak.Sinema filmi çekmek bana göre öle elinde hd kamera(Recep İvedik 2) ile dolanmak la olmuyor.Prodüksiyon olarak büyük olması değil bahsetmek istediğim,altyapı gerektiren bir şey. Senaryo hazır,oyuncular oynayın demekle film çekilmez,bana göre film sinema filmi olmaz o zaman,uzun bir video olur.


21 Şubat 2009 Cumartesi

photoshop+mizah



Ayıp..

81.Oscar Törenlerinde en büyük tepkiyi alan olay;Dark Night'ın en iyi filmler kategorisinde aday gösterilmemesi. Ödüllere 1 gün kala bile herkes hala aynı şeyi tartışıyor, bu nasıl olur diye?. Bana göre Benjamin Button eğer aday gösteriliyorsa, Dark Night'ın 3 kere gösterilmesi gerekir.Filmi genel olarak baştan sona hatırlamaya çalışın,ne kadar iyi bir kurgusu ve senaryosu var.Batman karakterine ,kötü versiyonlarından sonra tekrar hayat verdi bir nevi. 1990 sonrası çekilen ve Jack Nicholson'ın oynadığı Batman hariç serinin tamamı fiyaskoydu.Batman Begins tekrar insanlara heyecan vermeye başladı ve Dark Night bunu zirveye çıkardı. Filmin Oscar'a aday gösterilmeme sebebi, biraz vizyona giriş tarihi ile alakalı. Film 18 Temmuzda vizyona girdi ve üstünden 6 aya yakın zaman geçti.Genelde Oscar'a aday filmleri, tören den bir kaç ay önce vizyona sokmaya çalışırlar,bu kez bunu yapmadılar ve bedelini bu şekilde ödüyorlar.

En Kötü 100 Film..



Bu liste imdb.com da var,bende burayı baz aldım zaten. Anket bu sitede filmlere verilen oylara göre düzenlenmiş.Dünya da zaten çok yaygın ve kullanılan bir site,yavaş yavaş Türkiye'de de tanınmaya başlandı ve kullananı çok var.Listeyi inceledim acaba Türk filmi varmıdır diye ve bu 3 film karşıma çıktı. Şaşırmadım, aksine çok sevindim.Ülkemizde de artık kötü filmlere prim verilmemesi yeşilçam için iyi bir gelişme.Zira bu filmlerin  çoğu magazin dünyasından insanların oynaması ile gündeme geliyor.Diğer ilginç olan ise 3 filmin ortak özelliği; başrol oyuncusunun Mehmet Ali Erbil olması.Ben çok sıkıldım bu adamdan ve galiba herkes aynı görüşte.Hep aynı karakter,aynı espriler,aynı el kol hareketleri ve mimikler.Komik bir yanı da yok,tam tersi itici gelmeye başladı. Dünyayı kurtaran adamın oğlu filminin kalkıp orjinali olan ve senelerce amerika da ve avrupa da absürdlüğü yüzünden kült olan "Dünyayı Kurtaran Adam" filmini geçmesi daha rezil bir durum. İnsan yaptıktan sonra bir izler,ben olsam arkadaşlarıma izletmeye utanırım. Listenin diğer bir ilginç yönü var: bu 100 filmin 50 tanesinin yapım yılı 1990 ve sonrası.Güzel filmler çıkarken,bir yandan da film çöplüğü başladığının göstergesi.Listenin linkini aşağıya koyuyorum belki izlediğiniz film vardır,bir göz atın...

Oscar'a Doğru...

81.Oscar Ödül Törenine 1 günden az bir süre kaldı. Ödüllerin verilmesine 2 gün kala internet sitelerine bomba bir haber düştü ve Oscar'ı alanların belli olduğu iddia edildi,hemde listesiyle beraber. News.com.au adlı sitedeki habere göre en iyi erkek oyuncu "Mickey Rourke", en iyi kadın oyuncu "Kate Winslet" , en iyi film "Slumdog Millionaire" ve en iyi yönetmen de yine Slumdog Millionaire ile "Danny Boyle"un. Sitedeki haberi Akademi sözcüsü hemen yalanlamış fakat çok büyük bir süpriz çıkmazsa zaten ödüllerin bu kişilere gitmesi yüzde 90. Benim gönlümden geçen de bu yönde ama daha önce söylediğim gibi Benjamin Button'ı her an araya sıkıştırabilirler gibi geliyor. Tören pazar günü Türkiye saati ile 01.00 de başlıyor,cnbc-e den canlı izleyebilirsiniz.

17 Şubat 2009 Salı

8.İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali başladı..

Bu yıl 8.düzenlenen İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 14 Şubat'ta başladı ve 22 sine kadar devam edicek.Blogda yaşanan kısa süreli bir sorun yüzünden, geç duyurmak durumunda kaldım,kusura bakmayın. Festival 12 Bölüm altında toplanmış: Keşif,Hit Filmler,Kuzey Işıkları(iskandinav filmleri),Karşı sesler,Fantastik Filmler,Tek Planda Dünya,Amerikadan Yeniler,Senden Başla,Gokkusağı,Kült,Nöbetçi Sinema ve Kısalar. Festivalde Türk Sinemasından Yakın Plan Kürtler(Yüksel Yavuz) ve Bıyık Altından:Türkiye'den Kısalar gibi filmler var.Etkinlikle ilgili detaylı bilgi için http://www.2009.ifistanbul.com/ a girebilirsiniz.

10 Şubat 2009 Salı

Colonel Claus von Stauffenberg

Gerçek albayla, Tom Cruise arasındaki benzerlik.Yanlış hatırlamıyorsam MI2 için burnunu bile yalandan kırdırtmıştı, bu sefer gerek kalmamış..

Operation Valkyrie

Filmden çıkınca kime söylediysem "Valkyrie" e gittiğimi,hemen abi güzelmiydi diye sordu insanlar.Belli ki bir tutarsızlık var çıkanların söylediklerinde.Ya çok güzel film mutlaka gidin demişler, ya da bayık öle çok güzel değil. Ben filme farklı yaklaştım ilk yarıdan sonra.Belgesel tadında izlenilmesi gereken bir film diye düşünüyorum.Sonuçta olay belli; başarısız bir suikast eylemi ama yapılan kişi Hitler olunca insan merak ediyor. Film okuduklarıma göre orjinal hikayenin dışına fazla çıkılmadan çekilmiş.Yönetmen Brian Singer daha önce Apt Pupıl(1994) gibi çarpıcı bir Nazi filmi çekmişti bu sefer saf değiştirmiş. Genel olarak insanlara o dönemde herkesin bu soykırımı onaylamadığını ve rahatsızlık duyduğunu kanıtlamak istemiş.Bunu yapanların başında ordunun en üst rütbelilerinden en düşüğüne kadar insanlar var. İmdb'de 7.4 almış şimdilik ve bence tam hakettiği bir not,umarım zamanla çok fazla oynamaz.Eğer belgesel izlemeyi seviyorsanız, o zaman filme; Hitler'e yapılan suikast planını başarılı bir canlandırması olarak bakın. Filme sıkıcı demenin bi manası yok, çünkü sıkıcı olan gerçekten düzenlenmiş ama başarısız olmuş suikast planı demekle aynı anlamı taşıyor.Bugune kadar onlarca 2.Dünya Savaşı izledik;hep soykırım,işkence ve savaş sahneleriyle doluydu, bu biraz daha farklı ve politik yaklaşmış.Tom Cruise'u sonunda aptal MI filmlerinden başka adam gibi bir filmde izleme şansımız oldu ama oyunculuğunda bir değişim yok.Her an bir yerden atlayıp bir şeyler yapıcak izlenimindeydim bütün film.Genel olarak normal bir oyunculuk.Dediğim gibi filme gidicekseniz bir nevi belgesel,canlandırma olarak gidin.Bu gözle izlediğiniz zaman film gayet güzel ve iyi çekilmiş.Hem zevk almış,hem de biraz tarih bilginiz artmış oluyor:)

8 Şubat 2009 Pazar

BAFTA

Bafta:The British Academy of Film and Television Arts sahipleri belli oldu. Oscar'ın bir nevi provası niteliğindeki törende korktuğum başıma gelmedi ve en iyi film ödülü Slumdog Millionaire'in oldu. Ben bu film biraz Bollywood yapımı gibi durduğu için harcarlar zannediyordum, ama ne Golden Globe'da ne de BAFTA ödüllerinde hakkını yemediler,helal olsun. Bu ödülün yanında; en iyi yönetmen(Danny Boyle), en iyi özgün senaryo,en iyi uyarlama senaryo,en iyi film müziği ve en iyi kurgu dahil 6 ödülün sahibi oldu. En iyi erkek oyuncu ödülünü Mickey Rourke, The Wrestler filmi ile aldı. Ben hala izlemedim ama herkes çok iyi olduğunu söyledi,en kısa zamanda izlemek istiyorum. En iyi kadın oyuncu ödülü de: The Reader'la Kate Winslet'e gitti.Bunu da izlemedim:) kardeşim ne biçim blog hiç birini izlememişşin yazıyorsun demeyin, film izlemek futbol maçı izlemeye benzemiyor, öle arka planda dursun olmaz..En iyi yardımcı erkek oyuncu tabiki Heath Ledger'ın oldu,Oscar törenlerinde de aynısının olucağına kesin gözüyle bakılıyor. En iyi yardımcı kadın oyuncu ise Barcelona'daki performansı ile Penelope Cruz'un oldu. E peki Benjamin Button'a ne kaldı? diye sorarsanız; en iyi makyaj ve görsel efekt gibi 3 ödül almış. Bu tablo Oscar'da biraz daha Benjamin Button'a doğru kayar diye tahmin ediyorum ne de olsa anavatanı,bakalım.

6 Şubat 2009 Cuma

Korkuyorum Anne


Şimdiye kadar hep yabancı filmlerden bahsettik,biraz da güzel Türk filmlerine yer verelim dedim.Korkuyorum Anne diğer bir adıyla (İnsan nedir ki?) izlediğim en neşeli ve komik filmlerden biri.Türkiyede çekilen komedi filmlerinden farklı bir havası var ve yeni bir tarz yaratmış.Film Ali'nin bir kaza sonucu hafızasını geçici olarak kaybetmesi ile başlıyor.Annesini küçük yaşta kaybettiği için Ali ile babası ve apartman sakinleri ilgileniyor, ama komedi ve olaylarda burdan sonra zaten. Ali babası hariç herkesi hatırlıyor ve onlarla konuşuyor ama iş babasına gelince garip bir hal takınıp uzak duruyor.Babası da haliyle bu duruma delleniyor:) Hakikaten içinizde acaba nasıl çıkar endişesi olmadan almanızı tavsiye ettiğim bir film.2004 te İstanbul Uluslararası Film Festivalinden ödülü de var.Böyle söyleyince korkmayın film hiç ağır değil çok akıcı ve insanı kahkalarla güldürerek gidiyor.e peki niye hiç duymadık? diye soruyorsanız hangi güzel Türk filmini bugüne kadar duyduk ki diye cevap verebilirim.(Gemide,Lalelide bir azize,5 vakit)Çoğu film gişe kaygısı ve Hollywood yapımları yüzünden Taksimde ki sinema salonlarından öteye gidemiyor maalesef ,sonrada ödül alınca aaa hiç duymadık oluyor.Korkuyorum Anne'de iki tane şahane oyunculuk var; biri Ali yani Ali Düşenkalkar(can söylemişti inanmamıştım o olduğuna),diğeri de babası rolündeki Köksal Engür. Şuan kim olduğunu çıkaramadınız doğal olarak ama görünce tanıycaksınız mutlaka.Yönetmeni Reha Erdem,5 vakitle aynı. Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri diyebilicek kadar ileri gidiyorum bu film için. D&R larda dvd si mevcut mutlaka alın ve izleyin..

Cem Yılmaz ve yeni projesi..

Cem Yılmaz yeni projesini açıkladı: Süper Adam. Filmin senaryosunu taslak olarak açıklamış.1960 larda geçicek olan öyküde Süper Adam daha işi tam oturtamamış, yerden sadece 40 cm yükselebilen bir karakter olucakmış. Arabası olarak ta 1961 yılında yapılan ilk Türk otomobili Devrim'i düşünüyormuş.Valla Cem Yılmaz'ın her projesi Türkiye standartları üstünde olduğu için insanı ister istemez bir heyecan kaplıyor ama ben hala "Herşey çok güzel olucak" filminin devamını bekliyorum.Böyle bir proje olduğunu da daha önce açıklamıştı sonra yalan oldu.İsmi bile belliydi: "Herşey çok güzel oldu".Şahsen o filmdeki "Altan" karakterini G.O.R.A ve A.R.O.G daki "Arif" ten daha iyi ve komik bulmuştum.Cem Yılmaz'a daha bir oturmuştu. "Arif" daha bir suni ve zorlama geliyor bana.Bakalım yeni filmindeki karakter nasıl olucak..